ALDIĞIM EN GÜZEL ARMAĞAN - KARDELEN - Blogcu Ana sayfa yap
KARDELEN
Çarşamba, Temmuz 12, 2006 - ALDIĞIM EN GÜZEL ARMAĞAN
Şirvan Öğretmenim,
Benim için yazmış olduğun çok anlamlı ve bana gurur veren yazını öğrencilerimizle paylaşmak istedim.Duygu ve düşüncelerin için çok teşekkür ediyorum.Bir öğretmene bundan daha güzel bir armağan olamaz.Ellerine ve yüreğine sağlık.
Selam size içimin gülen yüzü, öğreten-im;
Oturdum ve CD’yi defalarca izledim. Uçları yakılmış bir mektubun küllerinde sizi ve “başarı”yı düşündüm az önce. Ve o küller kadar kolay savrulan şeyleri. Birden gökyüzü olmak geldi içimden. Öyle bir mavi olmalıyım ki deniz kıskansın. Başımı bilen sonumu bilmemeli. Mavimde olan anlamalı beni. Gözlerimdeki gerçeği görenin tümüyle doğal olmalı sevgisi. Sizin gibi..
Yaşamı düşündüm sonra. Aslında hızı korkutuyor beni.Yarım yarım her şey. Akrabalar, çocukluk, okul, aşk… Hep acelesi var gibi, hep ayaküstü yemek yer gibi… Belki o yüzden hep açız hayata. Telaşım, telaşımız bu yüzden mi acaba? Bir türlü doyamayıp atıştırır gibi yaşamaktan mı?
Osmanlı’nın en mutlu dönemi Lale devriymiş bilirsiniz. Zevkte, sefada birincilermiş de kıymet bilememişler. Kısa sürmüş eğlenceleri. ‘Sabredenler cenneti görürmüş’ diyordu tezini hazırladığım Nietzsche. İşte Osmanlıdaki küçük, mutlu cariye olmaktansa, cefa çekip cennetin kapısında beklemeyi yeğlerim derdim hep. Tam da o kapının önündeyken başka bir kapı aralandı. Bakalım ne kapısı dedim ve dalıyorum galiba içeriye… Umarım yanlış kapıya girmiyorumdur… Zaman hayatın en acımasız tanığıdır. Ömür gibi hayatımıza gösterdiğimiz hoyratlık ta sınırlıdır. Ancak ben hayatımı istediğim kıvama getirene kadar, üzerine hoyratlıkların gölgesi vuran tarihimden oluşturduğum bu kutsallıktan güç alacağım ve kapının ardını kendim güzelleştireceğim.
Sizi (özellikle sizi) ve oraları çok özleyeceğim. Kardelen inatçılığı var sizde bilirim. Ancak zemheriye inat yüreğimin en derin yerinde açacaksınız hep. Sizi anlatmaya yetmiyor ki kalemim. Kelimelerin dili tükenmiş gibi geliyor bana….
Hani hep dersiniz “Bana çok benziyorsun” diye.
Fen Bilgisi öğretmeniyim ya bunu da bir soruyla açıklayayım:
-Küresel aynayı x ekseninden kesersek gerçekte kaç yansıması oluşur?
Tabii ki ve her zaman 1… yansıtan siz olduğunuz için yansıyan da sizsiniz öğretmenim. Bu yüzden bu kadar çok benziyoruz belki de. Belki de hayatın tatlı bir oyunudur da farkına varamıyoruzdur.
Bir daha dünyaya gelsem sizinle bir 20 yıl daha çalışmak için çok şey feda ederdim inanın bana… Eğer sadece geri getirebilseydim geçirdiğimiz saatleri, o her altın saniye için seve seve isterdim sıkıntıyı ve azabı. Osmanlı’nın mutluluk yılları, bolluk yılları gibi geçip gitti hepsi. Masal bitti. Renkler söndü. Griye boyandı bütün ülke. Öylesine fakir kaldım, öylesine yoksun. Ölesiye direndim, direnirken ölmek mi acaba kaderim? Kalelerim düştü birer birer. Artık anladım boşuna değilmiş bana zamanımın az kaldığını hatırlatışlar… Belki şimdi ülkem siyaha yakın gri ama yıkıntıların arasından yükselen umudumun rengi cam gibi bir mavi… İşte o yüzden gökyüzü olmak geldi içimden. Mavimi deniz kıskanacak ve ben o mavilikte, kıvamına getirebildiğim kadarki hayatımla sürdüreceğim ümitlerimi. Ve sizi bir ömür boyu unutmayacağım ÖĞRETEN-İM.
İyi ki varsınız ve iyi ki hep varolacaksınız… Yıllar sonrada adınız dilimden düşmeyecek emin olun buna.
Yardımlarınız için, öğrettikleriniz için, dostluğunuz için ve en önemlisi anneliğiniz için teşekkür ederim.
Öğretim yılı başında sınıfıma gencecik enerji dolu stajyer bir öğretmen kızım verilmişti.Dünya tatlısı ve sorumluluğunun bilincinde olan çalışkan bir kızımdı.Fakat Berna'nın gelecek endişesi bizi ayırdı.Sınavlara ciddi olarak hazırlanmak ve devlet okuluna atanmak istiyordu.Kararını saygıyla karşıladım.
5 Haziran günü "Okuma Bayramım"vardı.Öğrencilerime fazlasıyla emeği geçen Berna Öğretmenimi de davet ettim.Canım kızım salonda beni görür görmez elime bir kâğıt uzattı ve çantama soktu.Eve gidince okursunuz dedi.Yorgun bir gecenin sonunda eve gelip Sevgili Berna'nın verdiği yazıyı okuduğumda bütün yorgunluklarım mutluluğa dönüşmüştü.Bir öğretmen olarak bundan daha büyük mutluluk ne olabilirdi ki...Hemen telefona sarıldım ve teşekkür ettim.
Sevgili Berna bu yazısını siteme yazmak istediğini fakat yazamadığını ve mümkünse bu yazısını benim siteye taşımamı istedi.
Sevgili Berna'nın o gece bana verdiği kâğıttaki yazılanları aynen buraya aktardım.
Bernacğım,ne mutlu bana ki sende bu duyguları uyandırabilmişim.Sizler gibi öğretmenlerin arkamızdan geldiğini bilmek bizim gibi yıllarını bu mesleğe vermiş insanları öyle rahatlatıyor ve öyle gururlandırıyor ki.Yolunuz açık olsun genç öğretmenlerim.
Aslında zordur böyle özel insanlara mektup yazmak benim için ama,gene de deneyeceğim.
Size teşekkürlerimi sunuyorum;neden mi?
Bana bu mesleğin,öğretmenliğin özveri olduğunu daha da iyi anlattığınız için,
Halâ sizin gibi öğretmenlerin varlığından dolayı ümidimi tazelediğiniz için,
Yorgunluğun, sıkıntıların,üzüntülerin çocuklara ne olursa olsun yansıtmamanın gerekliliğini bir kez daha farketmemi sağladığınız için,
Bir kez olsun kalbimi kırmadığınız için,
Bana bu mesleği daha fazla sevdirdiğiniz için,
Alçakgönüllülüğünüz için,
Bana kattığınız " HER " için size çok teşekkür ederim.
Umarım hayattan ne bekliyorsanız sizin olsun.Siz bütün güzelliklere layıksınız.Bu ülkenin sizin gibi Atatürkçü,dürüst,mesleğini gerçekten seven,sorunlardan yılmayan öğretmenlere ihtiyacı var.
Umarım sizin yolunuzdan gidebilir,sizin gibi bir öğretmen olabilirim.
Sayın Dikkâtli,
Siz benden mesleki deneyimlerimi paylaşmamı istemiştiniz.Zaman buldukça bu konuda yazılar yazacağım.Fakat ben de bir öğretmen olarak eğitim konusunda velilerin düşüncelerini çok merak ediyorum ve ne derecede duyarlı olduklarını bilmek istiyorum.Madem soruları öğretmenler sorar,burda da öğretmen ben olduğuma göre:-)) size ve veli olup ta bu yazımı okuyanlara bir sorum olacak.
Eğer çocuğunuz varsa ve özellikle ilköğretim okulunda ise geçen yıl 1.sınıftan 5.sınıfa kadar olan sınıflarda uygulanan ve bu yıl da 6-7 ve 8.sınıflarda uygulanacak olan yeni müfredatı nasıl buluyorsunuz? Yeni müfredat hakkında neler düşünüyorsunuz? Ben bu konuyu sadece çocuğunu okuttuğum velilerimle tartışabiliyorum.Ama farklı velilerin düşüncelerini de bilmek istiyorum.Başımıza geçen her hükümetin alt yapısını oluşturmadan aklına geleni uygulaması biz öğretmenleri çok zor durumlara düşürüyor.Öğretmen kadar velilerin de bu konuda çok duyarlı ve bilinçli olmaları gerekiyor.
Bu yazımı okuyan tüm velilerden kısa da olsa bu konudaki fikirlerini yazmalarını rica ediyorum.
Özdenciğim,
Güzel temennilerini belirtiğin yazına hemen yanıt veremediğim için özürdilerim.Seneye okulumuzda olamıyacağına gerçekten çok üzüldüm.Ama sen her yönüyle örnek bir öğrencisin.Sadece iyi bir öğrenci değil çok güzel yetiştirilmiş iyi bir çocuksun.Bu yıl sonunda sana verdiğim onur belgesini fazlasıyla hakettiğine inanıyorum.Umarım hep böyle kalırsın.Başka okulda olsan bile benimle iletişimini kesmeni istemiyorum.Her zaman her konuda yardımcı olacağımı bilmelisin.Seni çok özleyeceğim.Bu yıl kimlerin öğretmeni olacağım bilemiyorum.Umarım hepsi de senin gibi çalışkan ve saygılı öğrenciler olur.
Güzel haberlerini almak üzere iyi tatiller diliyorum.
Blogcu üyelerinden "dikkatli" kullanıcı adıyla bloğu bulunan arkadaşın kendi bloğunda,benim bloğum hakkında yapmış olduğu eleştiri ve öneri mektubu.Kendisine yapıcı eleştirisinden dolayı tekrar teşekkür ediyorum.
Sayın ayfergökcen,
Tesadüfen bloguna uğradım. Kişisel blog olduğu düşünülürse hoş bir blog. Bu açıdan blogunuzu beğendim. Profilinizi okuyunca, blogunuzda cimri davrandığınızı düşündüm.
20 yılı devlet okullarında, 9 yılı özel okullarda geçen 29 yıllık bilgi ve deneyim birikiminin blogunuzda yansımaları olmalıydı. Bu konuda cimri davranmamalıydınız.
İlk öğretimin öğrenci açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocuğunun eğitimini önemseyen veli arkadaşlarımıza blogunuzda önerileriniz olsa yararlı olmaz mıydı? Mesleğe yeni başlayan öğretmen arkadaşlara önerilerinizi de blogda okumak isterdim doğrusu.
Bu cimriliğinizin kasıtlı olmadığını düşündüğümden dolayı size bu mektubu yazıyorum. Örneğin ilköğretimde ÖĞRENCİNİN BAŞARISINDA AİLENİN ÖNEMİ konulu bir mektubu blogunuzdan bana yazarsanız çok sevinirim. Bu arada çocukları/çocuğu ilköğretimde okuyan anne babalar bu mektuptan yararlanırlar. Belki başka öğretmen arkadaşlar, veliler kendi deneyimlerini paylaşırlar.
Sayın dikkatli,
Tesadüfen de olsa bloğumu incelemeniz,okumanız ve yaptığınız haklı eleştiriler beni çok mutlu etti.Fakat blog hazırlama da çok yeniyim.Şu an 48 yaşındayım ve 40 yaşımda bilgisayarla tanıştım.Kendi gayretimle o kadar çok şey aştım ki."Öğrenmenin yaşı yoktur." sözüne çok güzel bir örnek oluşturduğumu sanıyorum.Öğrencilerime her zaman anlatmaktan çok örnek olmaya çalışmışımdır.Bugün okuttuğumuz nesil teknolojinin içine doğan çocuklar.Bir öğretmen olarak onları yakalamak ve aynı dili konuşmak zorundayım.Kendim de yapı olarak öğrenmeye aç ve yeni bilgiler öğrenmekten inanılmayacak derecede zevk ve mutluluk duyan bir insanım.
Blogcu com'u keşfettiğimde çok büyük sevinç duydum.Çünkü mesleğimle,öğrencilerimle ve okulumla ilgili bir sitem olmasını çok istiyordum.Yeni bir web sitesi kuracak kadar bilgim olmadığı için burası benim için çok ideal bir yerdi.İlk bloğumu "OKULUM" adı altında hazırlamıştım.Fakat ilk aldığım olumsuz bir yorum benim şevkimi kırdı.Okulumun reklamını yaptığım yönündeydi.Oysa öyle bir düşünce aklımın ucundan bile geçmemişti.Sonra kullanıcı adımı ve şifremi unuttuğum için o bloğum öylece kaldı.Halâ blogda kayıtlı ama giremiyorum.Daha sonra bu bloğumu hazırlamaya başladım.Daha 15 gün önce de html kodlarıyla neler yapılabileceğini öğrendim.Forumdaki arkadaşların verdikleri bilgileri uygulayarak çok yol aldım.İnanın yaptığım her yeni bir işlem beni çok mutlu ediyor.
Gelelim eleştirinize:-)) Çok haklısınız,fakat bu acemi blogcuya biraz fırsat tanıyın.Okulumda öğrencilerimin bana taktığı bir isim vardır:"Hayat Bilgisi Öğretmeni"...Bu, ders olan "Hayat Bilgisi Dersi" değil tabiki.Öğrencilerimi akademik yönden donattığım gibi hayata hazırlayan bir yönüm vardır.29 yıllık deneyimin ve yaşanmışların hepsini öğrencilerime sık sık aktarırım.Bunları bloğumda da yazmamı istiyorsunuz.Niye olmasın? Bloğumun içeriği tabiki eğitim ağırlıklı olacak.
Ama ben yine de sevginin olmadığı yerde hiç bir şeyin üretilemeyeceğine inanıyorum.Fırsat buldukça sizin de istediğiniz gibi 29 yılın verdiği deneyimlerimden ve eğitimin çarpık yapısı ile ilgili düşüncelerimden bahsetmeye çalışacağım.Düşüncelerime katılan olur veya olmaz.İşin içinde olmak çok farklı bir şey.Hiç bir şey göründüğü gibi değildir çünkü.
Sayın dikkatli,sanıyorum bu kadarcık yanıtımı şimdilik kabul ederseniz.Bloğumda da yazdığı gibi sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır.Sizlerin de düşüncelerini bloğumda görmek beni çok mutlu eder.Saygılarımla.
Öğretmenim sizi çok özledim.Ama seneye sizle olamayacağım.Sizin verdiğiniz bütün bilgiler için çok teşekkür ederim.Okul başlıyınca sizinde uslu ve terbiyeli öğrencileriniz olur.Size ve öğrencilerinize başarılar dilerim.
Saygılarımla,
Özden GÜMÜLCİNELİ
• Çarşamba, Temmuz 12, 2006 - ALDIĞIM EN GÜZEL ARMAĞAN
Şirvan Öğretmenim,
Benim için yazmış olduğun çok anlamlı ve bana gurur veren yazını öğrencilerimizle paylaşmak istedim.Duygu ve düşüncelerin için çok teşekkür ediyorum.Bir öğretmene bundan daha güzel bir armağan olamaz.Ellerine ve yüreğine sağlık.
Selam size içimin gülen yüzü, öğreten-im;
Oturdum ve CD’yi defalarca izledim. Uçları yakılmış bir mektubun küllerinde sizi ve “başarı”yı düşündüm az önce. Ve o küller kadar kolay savrulan şeyleri. Birden gökyüzü olmak geldi içimden. Öyle bir mavi olmalıyım ki deniz kıskansın. Başımı bilen sonumu bilmemeli. Mavimde olan anlamalı beni. Gözlerimdeki gerçeği görenin tümüyle doğal olmalı sevgisi. Sizin gibi..
Yaşamı düşündüm sonra. Aslında hızı korkutuyor beni.Yarım yarım her şey. Akrabalar, çocukluk, okul, aşk… Hep acelesi var gibi, hep ayaküstü yemek yer gibi… Belki o yüzden hep açız hayata. Telaşım, telaşımız bu yüzden mi acaba? Bir türlü doyamayıp atıştırır gibi yaşamaktan mı?
Osmanlı’nın en mutlu dönemi Lale devriymiş bilirsiniz. Zevkte, sefada birincilermiş de kıymet bilememişler. Kısa sürmüş eğlenceleri. ‘Sabredenler cenneti görürmüş’ diyordu tezini hazırladığım Nietzsche. İşte Osmanlıdaki küçük, mutlu cariye olmaktansa, cefa çekip cennetin kapısında beklemeyi yeğlerim derdim hep. Tam da o kapının önündeyken başka bir kapı aralandı. Bakalım ne kapısı dedim ve dalıyorum galiba içeriye… Umarım yanlış kapıya girmiyorumdur… Zaman hayatın en acımasız tanığıdır. Ömür gibi hayatımıza gösterdiğimiz hoyratlık ta sınırlıdır. Ancak ben hayatımı istediğim kıvama getirene kadar, üzerine hoyratlıkların gölgesi vuran tarihimden oluşturduğum bu kutsallıktan güç alacağım ve kapının ardını kendim güzelleştireceğim.
Sizi (özellikle sizi) ve oraları çok özleyeceğim. Kardelen inatçılığı var sizde bilirim. Ancak zemheriye inat yüreğimin en derin yerinde açacaksınız hep. Sizi anlatmaya yetmiyor ki kalemim. Kelimelerin dili tükenmiş gibi geliyor bana….
Hani hep dersiniz “Bana çok benziyorsun” diye.
Fen Bilgisi öğretmeniyim ya bunu da bir soruyla açıklayayım:
-Küresel aynayı x ekseninden kesersek gerçekte kaç yansıması oluşur?
Tabii ki ve her zaman 1… yansıtan siz olduğunuz için yansıyan da sizsiniz öğretmenim. Bu yüzden bu kadar çok benziyoruz belki de. Belki de hayatın tatlı bir oyunudur da farkına varamıyoruzdur.
Bir daha dünyaya gelsem sizinle bir 20 yıl daha çalışmak için çok şey feda ederdim inanın bana… Eğer sadece geri getirebilseydim geçirdiğimiz saatleri, o her altın saniye için seve seve isterdim sıkıntıyı ve azabı. Osmanlı’nın mutluluk yılları, bolluk yılları gibi geçip gitti hepsi. Masal bitti. Renkler söndü. Griye boyandı bütün ülke. Öylesine fakir kaldım, öylesine yoksun. Ölesiye direndim, direnirken ölmek mi acaba kaderim? Kalelerim düştü birer birer. Artık anladım boşuna değilmiş bana zamanımın az kaldığını hatırlatışlar… Belki şimdi ülkem siyaha yakın gri ama yıkıntıların arasından yükselen umudumun rengi cam gibi bir mavi… İşte o yüzden gökyüzü olmak geldi içimden. Mavimi deniz kıskanacak ve ben o mavilikte, kıvamına getirebildiğim kadarki hayatımla sürdüreceğim ümitlerimi. Ve sizi bir ömür boyu unutmayacağım ÖĞRETEN-İM.
İyi ki varsınız ve iyi ki hep varolacaksınız… Yıllar sonrada adınız dilimden düşmeyecek emin olun buna.
Yardımlarınız için, öğrettikleriniz için, dostluğunuz için ve en önemlisi anneliğiniz için teşekkür ederim.
Öğretim yılı başında sınıfıma gencecik enerji dolu stajyer bir öğretmen kızım verilmişti.Dünya tatlısı ve sorumluluğunun bilincinde olan çalışkan bir kızımdı.Fakat Berna'nın gelecek endişesi bizi ayırdı.Sınavlara ciddi olarak hazırlanmak ve devlet okuluna atanmak istiyordu.Kararını saygıyla karşıladım.
5 Haziran günü "Okuma Bayramım"vardı.Öğrencilerime fazlasıyla emeği geçen Berna Öğretmenimi de davet ettim.Canım kızım salonda beni görür görmez elime bir kâğıt uzattı ve çantama soktu.Eve gidince okursunuz dedi.Yorgun bir gecenin sonunda eve gelip Sevgili Berna'nın verdiği yazıyı okuduğumda bütün yorgunluklarım mutluluğa dönüşmüştü.Bir öğretmen olarak bundan daha büyük mutluluk ne olabilirdi ki...Hemen telefona sarıldım ve teşekkür ettim.
Sevgili Berna bu yazısını siteme yazmak istediğini fakat yazamadığını ve mümkünse bu yazısını benim siteye taşımamı istedi.
Sevgili Berna'nın o gece bana verdiği kâğıttaki yazılanları aynen buraya aktardım.
Bernacğım,ne mutlu bana ki sende bu duyguları uyandırabilmişim.Sizler gibi öğretmenlerin arkamızdan geldiğini bilmek bizim gibi yıllarını bu mesleğe vermiş insanları öyle rahatlatıyor ve öyle gururlandırıyor ki.Yolunuz açık olsun genç öğretmenlerim.
Aslında zordur böyle özel insanlara mektup yazmak benim için ama,gene de deneyeceğim.
Size teşekkürlerimi sunuyorum;neden mi?
Bana bu mesleğin,öğretmenliğin özveri olduğunu daha da iyi anlattığınız için,
Halâ sizin gibi öğretmenlerin varlığından dolayı ümidimi tazelediğiniz için,
Yorgunluğun, sıkıntıların,üzüntülerin çocuklara ne olursa olsun yansıtmamanın gerekliliğini bir kez daha farketmemi sağladığınız için,
Bir kez olsun kalbimi kırmadığınız için,
Bana bu mesleği daha fazla sevdirdiğiniz için,
Alçakgönüllülüğünüz için,
Bana kattığınız " HER " için size çok teşekkür ederim.
Umarım hayattan ne bekliyorsanız sizin olsun.Siz bütün güzelliklere layıksınız.Bu ülkenin sizin gibi Atatürkçü,dürüst,mesleğini gerçekten seven,sorunlardan yılmayan öğretmenlere ihtiyacı var.
Umarım sizin yolunuzdan gidebilir,sizin gibi bir öğretmen olabilirim.
Sayın Dikkâtli,
Siz benden mesleki deneyimlerimi paylaşmamı istemiştiniz.Zaman buldukça bu konuda yazılar yazacağım.Fakat ben de bir öğretmen olarak eğitim konusunda velilerin düşüncelerini çok merak ediyorum ve ne derecede duyarlı olduklarını bilmek istiyorum.Madem soruları öğretmenler sorar,burda da öğretmen ben olduğuma göre:-)) size ve veli olup ta bu yazımı okuyanlara bir sorum olacak.
Eğer çocuğunuz varsa ve özellikle ilköğretim okulunda ise geçen yıl 1.sınıftan 5.sınıfa kadar olan sınıflarda uygulanan ve bu yıl da 6-7 ve 8.sınıflarda uygulanacak olan yeni müfredatı nasıl buluyorsunuz? Yeni müfredat hakkında neler düşünüyorsunuz? Ben bu konuyu sadece çocuğunu okuttuğum velilerimle tartışabiliyorum.Ama farklı velilerin düşüncelerini de bilmek istiyorum.Başımıza geçen her hükümetin alt yapısını oluşturmadan aklına geleni uygulaması biz öğretmenleri çok zor durumlara düşürüyor.Öğretmen kadar velilerin de bu konuda çok duyarlı ve bilinçli olmaları gerekiyor.
Bu yazımı okuyan tüm velilerden kısa da olsa bu konudaki fikirlerini yazmalarını rica ediyorum.
Özdenciğim,
Güzel temennilerini belirtiğin yazına hemen yanıt veremediğim için özürdilerim.Seneye okulumuzda olamıyacağına gerçekten çok üzüldüm.Ama sen her yönüyle örnek bir öğrencisin.Sadece iyi bir öğrenci değil çok güzel yetiştirilmiş iyi bir çocuksun.Bu yıl sonunda sana verdiğim onur belgesini fazlasıyla hakettiğine inanıyorum.Umarım hep böyle kalırsın.Başka okulda olsan bile benimle iletişimini kesmeni istemiyorum.Her zaman her konuda yardımcı olacağımı bilmelisin.Seni çok özleyeceğim.Bu yıl kimlerin öğretmeni olacağım bilemiyorum.Umarım hepsi de senin gibi çalışkan ve saygılı öğrenciler olur.
Güzel haberlerini almak üzere iyi tatiller diliyorum.
Blogcu üyelerinden "dikkatli" kullanıcı adıyla bloğu bulunan arkadaşın kendi bloğunda,benim bloğum hakkında yapmış olduğu eleştiri ve öneri mektubu.Kendisine yapıcı eleştirisinden dolayı tekrar teşekkür ediyorum.
Sayın ayfergökcen,
Tesadüfen bloguna uğradım. Kişisel blog olduğu düşünülürse hoş bir blog. Bu açıdan blogunuzu beğendim. Profilinizi okuyunca, blogunuzda cimri davrandığınızı düşündüm.
20 yılı devlet okullarında, 9 yılı özel okullarda geçen 29 yıllık bilgi ve deneyim birikiminin blogunuzda yansımaları olmalıydı. Bu konuda cimri davranmamalıydınız.
İlk öğretimin öğrenci açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocuğunun eğitimini önemseyen veli arkadaşlarımıza blogunuzda önerileriniz olsa yararlı olmaz mıydı? Mesleğe yeni başlayan öğretmen arkadaşlara önerilerinizi de blogda okumak isterdim doğrusu.
Bu cimriliğinizin kasıtlı olmadığını düşündüğümden dolayı size bu mektubu yazıyorum. Örneğin ilköğretimde ÖĞRENCİNİN BAŞARISINDA AİLENİN ÖNEMİ konulu bir mektubu blogunuzdan bana yazarsanız çok sevinirim. Bu arada çocukları/çocuğu ilköğretimde okuyan anne babalar bu mektuptan yararlanırlar. Belki başka öğretmen arkadaşlar, veliler kendi deneyimlerini paylaşırlar.
Sayın dikkatli,
Tesadüfen de olsa bloğumu incelemeniz,okumanız ve yaptığınız haklı eleştiriler beni çok mutlu etti.Fakat blog hazırlama da çok yeniyim.Şu an 48 yaşındayım ve 40 yaşımda bilgisayarla tanıştım.Kendi gayretimle o kadar çok şey aştım ki."Öğrenmenin yaşı yoktur." sözüne çok güzel bir örnek oluşturduğumu sanıyorum.Öğrencilerime her zaman anlatmaktan çok örnek olmaya çalışmışımdır.Bugün okuttuğumuz nesil teknolojinin içine doğan çocuklar.Bir öğretmen olarak onları yakalamak ve aynı dili konuşmak zorundayım.Kendim de yapı olarak öğrenmeye aç ve yeni bilgiler öğrenmekten inanılmayacak derecede zevk ve mutluluk duyan bir insanım.
Blogcu com'u keşfettiğimde çok büyük sevinç duydum.Çünkü mesleğimle,öğrencilerimle ve okulumla ilgili bir sitem olmasını çok istiyordum.Yeni bir web sitesi kuracak kadar bilgim olmadığı için burası benim için çok ideal bir yerdi.İlk bloğumu "OKULUM" adı altında hazırlamıştım.Fakat ilk aldığım olumsuz bir yorum benim şevkimi kırdı.Okulumun reklamını yaptığım yönündeydi.Oysa öyle bir düşünce aklımın ucundan bile geçmemişti.Sonra kullanıcı adımı ve şifremi unuttuğum için o bloğum öylece kaldı.Halâ blogda kayıtlı ama giremiyorum.Daha sonra bu bloğumu hazırlamaya başladım.Daha 15 gün önce de html kodlarıyla neler yapılabileceğini öğrendim.Forumdaki arkadaşların verdikleri bilgileri uygulayarak çok yol aldım.İnanın yaptığım her yeni bir işlem beni çok mutlu ediyor.
Gelelim eleştirinize:-)) Çok haklısınız,fakat bu acemi blogcuya biraz fırsat tanıyın.Okulumda öğrencilerimin bana taktığı bir isim vardır:"Hayat Bilgisi Öğretmeni"...Bu, ders olan "Hayat Bilgisi Dersi" değil tabiki.Öğrencilerimi akademik yönden donattığım gibi hayata hazırlayan bir yönüm vardır.29 yıllık deneyimin ve yaşanmışların hepsini öğrencilerime sık sık aktarırım.Bunları bloğumda da yazmamı istiyorsunuz.Niye olmasın? Bloğumun içeriği tabiki eğitim ağırlıklı olacak.
Ama ben yine de sevginin olmadığı yerde hiç bir şeyin üretilemeyeceğine inanıyorum.Fırsat buldukça sizin de istediğiniz gibi 29 yılın verdiği deneyimlerimden ve eğitimin çarpık yapısı ile ilgili düşüncelerimden bahsetmeye çalışacağım.Düşüncelerime katılan olur veya olmaz.İşin içinde olmak çok farklı bir şey.Hiç bir şey göründüğü gibi değildir çünkü.
Sayın dikkatli,sanıyorum bu kadarcık yanıtımı şimdilik kabul ederseniz.Bloğumda da yazdığı gibi sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır.Sizlerin de düşüncelerini bloğumda görmek beni çok mutlu eder.Saygılarımla.
Öğretmenim sizi çok özledim.Ama seneye sizle olamayacağım.Sizin verdiğiniz bütün bilgiler için çok teşekkür ederim.Okul başlıyınca sizinde uslu ve terbiyeli öğrencileriniz olur.Size ve öğrencilerinize başarılar dilerim.
Saygılarımla,
Özden GÜMÜLCİNELİ
• 2007-06-16 17:07:44 - İYİKİ YOLLARIMIZ KESİŞTİ,İYİKİ SENİ TANIDIM
5 Haziran günü "Okuma Bayramım"vardı.Öğrencilerime fazlasıyla emeği geçen Berna Öğretmenimi de davet ettim.Canım kızım salonda beni görür görmez elime bir kâğıt uzattı ve çantama soktu.Eve gidince okursunuz dedi.Yorgun bir gecenin sonunda eve gelip Sevgili Berna'nın verdiği yazıyı okuduğumda bütün yorgunluklarım mutluluğa dönüşmüştü.Bir öğretmen olarak bundan daha büyük mutluluk ne olabilirdi ki...Hemen telefona sarıldım ve teşekkür ettim.
Sevgili Berna bu yazısını siteme yazmak istediğini fakat yazamadığını ve mümkünse bu yazısını benim siteye taşımamı istedi.
Sevgili Berna'nın o gece bana verdiği kâğıttaki yazılanları aynen buraya aktardım.
Bernacğım,ne mutlu bana ki sende bu duyguları uyandırabilmişim.Sizler gibi öğretmenlerin arkamızdan geldiğini bilmek bizim gibi yıllarını bu mesleğe vermiş insanları öyle rahatlatıyor ve öyle gururlandırıyor ki.Yolunuz açık olsun genç öğretmenlerim.
***********************************************************
Aslında zordur böyle özel insanlara mektup yazmak benim için ama,gene de deneyeceğim.
Size teşekkürlerimi sunuyorum;neden mi?
Bana bu mesleğin,öğretmenliğin özveri olduğunu daha da iyi anlattığınız için,
Halâ sizin gibi öğretmenlerin varlığından dolayı ümidimi tazelediğiniz için,
Yorgunluğun, sıkıntıların,üzüntülerin çocuklara ne olursa olsun yansıtmamanın gerekliliğini bir kez daha farketmemi sağladığınız için,
Bir kez olsun kalbimi kırmadığınız için,
Bana bu mesleği daha fazla sevdirdiğiniz için,
Alçakgönüllülüğünüz için,
Bana kattığınız " HER " için size çok teşekkür ederim.
Umarım hayattan ne bekliyorsanız sizin olsun.Siz bütün güzelliklere layıksınız.Bu ülkenin sizin gibi Atatürkçü,dürüst,mesleğini gerçekten seven,sorunlardan yılmayan öğretmenlere ihtiyacı var.
Umarım sizin yolunuzdan gidebilir,sizin gibi bir öğretmen olabilirim.
Sizi çok seviyorum
Berna TÜTÜNCÜ